HABİBE ÇİFTCİOĞLU BAŞER, ÇIPLAK ARAMA İNSAN HAKLARI İHLALİDİR

ABDULLAH YİĞİT-ANKARA
Gelecek Partisi Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Habibe Çiftçioğlu Başer, Son günlerde bir Muhalefet Partisi Milletvekili tarafından meclis gündemine taşınan ve iktidarın hukukçu kadın vekillerince reddedilen, Uşak Emniyet Müdürlüğünce yapılan bir operasyon neticesinde gözaltına alınan 27 kadın şüphelinin “çıplak aranması” iddiası, mevcut hukuk sistemindeki bir takım eksiklik ve çarpıklığın varlığını gözler önüne serdiğini söyleyerek Yazılı Basın Açıklaması Yaptı.

HABİBE ÇİFTÇİOĞLU BAŞER ’İN YAZILI BASIN METNİ AÇIKLAMASI TAM METNİ İSE
Son günlerde bir Muhalefet Partisi Milletvekili tarafından meclis gündemine taşınan ve iktidarın hukukçu kadın vekillerince reddedilen, Uşak Emniyet Müdürlüğünce yapılan bir operasyon neticesinde gözaltına alınan 27 kadın şüphelinin “çıplak aranması” iddiası, mevcut hukuk sistemindeki bir takım eksiklik ve çarpıklığın varlığını gözler önüne serdi.
CMK’nın 75. ve 76 maddelerinde düzenlenen beden muayenesi, iç ve dış beden muayenesi olmak üzere ikiye ayrılır. Biçimi ve şartları detaylı şekilde tanzim edilen bu uygulama; “Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı” hakkındaki tüzüğe dayandırılarak, insan onurunu ve masumiyet karinesinin korunmasını ihlal eden bir uygulamaya dönüşmüştür.
Oysa insan haklarıyla doğrudan ilgili bir konunun, kanun harici bir mevzuat derecesi ile düzenlenmesi hukuka aykırıdır. En temel hak olan bir konuda hukuka aykırı çıkarılan bir tüzük uygulamada daha da aykırı hale getirilmiştir. Uygulamada tüzükte belirtilen hemen hiçbir şarta uyulmadığı beyanlardan anlaşılmaktadır. Öyle ki, kolluk kontrolünde hastaneye gidip gelen tutuklu veya hükümlülere, ziyarete gelen kişilere veya şüphelilere emniyette çıplak arama uygulamasına varan tamamen dayanaksız uygulamalara neden olmuştur.
Bu uygulama ilgili kanun maddelerinde her ne kadar cezaevleri ve tutukluk süreçleri için tanınmış olsa da; özellikle son dönemde henüz sorgulama aşaması anlamına gelen gözaltı süreçlerinde de uygulandığını mevcut gündem üzere üzülerek anlıyoruz. Bu uygulama ile maalesef, bir mahkeme kararıyla hüküm giymiş kişi, buna yönelik bir takdir yetkisi olmayan hapishane idaresi, veya kolluk güçlerince de, yani idari bir kurum tarafından bir kez daha cezalandırılabilmekte, kişi tutukluysa henüz bir mahkeme kararıyla “suçluluğu” tespit olmamışken, hakkında hapishane idarelerince hakkında hüküm verilebilmektedir. Çıplak arama bu tür uygulamaların başında gelmektedir.
Yasa uygulayıcılar farklı saiklerle çıplak arama gerçekleştirse de, çıplak arama kurumunun kendisi, güvenlik sağlamaktan farklı amaçlara hizmet etmektedir. Birçok hapishanede ve emniyet biriminde rutin bir uygulama haline gelen, mahpus kaydı yapar gibi gerçekleştirilen çıplak aramanın amaçlarından birisi otorite kurma ve cezalandırmadır. Şüpheli ya da hükümlüye, sürecin başındayken itaat etmesi gerektiği kabul ettirilmektedir. Son derece onur kırıcı bir uygulama olarak çıplak arama kişi üzerinde devletin yaptırım gücünün ve bu gücün boyutlarının bir kanıtı olarak uygulanagelmektedir. Aynı zamanda yargısal bir kurum olmayan idarelerin, hüküm verebilirliğinin, hakkında zaten bir mahkeme kararı olan mahpusların ek olarak “cezalandırılabildiğinin” en açık göstergelerinden birisidir. Hatta tutuklular söz konusu olduğunda, çıplak arama, henüz hakkında sadece suç şüphesi bulunan kişiyi de cezalandırmaya muktedir bir idari gücün infaz sistemlerinde var olabildiğine işaret etmektedir. Potansiyel suçluluk dahi bu yöntemle cezalandırılmaktadır.
Uşak Emniyetinde meydana gelen “çıplak arama” konusunu gündeme taşıyan kadınların sosyal medyada ateşlediği fitil beraberinde farklı zaman ve mekânlarda meydana gelen bu kabul edilemez uygulamanın son yıllarda ne kadar arttığı ve toplumda, kadınlarda yarattığı travmanın ne boyutta olduğunu ortaya koymuştur. Kadınların çıplak aramaya maruz kaldığına yönelik beyanları sonrasında re’sen soruşturma başlatmak ve etkin bir soruşturma yürütmekle sorumlu kişi ve makamların, sorunu görmezden gelmeleri ise hiçbir koşulda kabul edilemez.
Tam da kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini tartıştığımız, durdurulması gerektiğine iktidar temsilcilerinin ve muhalefetin beyanları üzerinden hemfikir olmuşken, gözaltına alınan kadınların ve kadın tutukluların devlet eliyle böylesi bir şiddete maruz kalmasını reddediyoruz.
Biz Gelecek Partisi olarak adalet ve hukuk sisteminin iktidar eliyle ne hale getirildiğini görüyor ve insan onurunu merkeze alan bağımsız bir adalet ve hukuk mekanizmasının oluşturulması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını Milletin Meclisinden acilen talep ediyoruz.
GELECEK PARTİSİ
KADIN POLİTİKALARI BAŞKANLIĞI
HABİBE ÇİFTÇİOĞLU BAŞER